2 Şubat 2010 Salı

NBA All-Star 2010 Formaları v2


Abov.| 100-87




Galatasaray Cafe Crown , ULEB Eurocup J Grubu ikinci maçında Goldberg Arena'da Hapoel Jerusalem maçından 100-87 mağlup ayrıldı.


Darius Washington 29 sayı ile maçın en skorer ismi olurken , Rancik 20 sayı, Wilkinson 14 sayı ve Jasaitis 12 sayı üretti. Diğerleri ise maçın heyecanına kendilerini kaptırıp sürekli top kaybı yapıp , boş şut istatistiklerini arttırıyordu sanırım

Birdahaki maçta , İstanbul'da Power Electronics'le karşılaşacakmışız.
Haydin belinize guvvat

NBA All-Star 2010 Formaları





Fena değil yahu.

Sayın Hernandez

İspanya'nın Madrid merkezli iki önemli spor gazetesi olan ''Marca'' ve ''AS''ın Barcelona karşıtı yayınlar yaptığını ve hakemlere baskı uygulamaya çalıştığını ima eden Xavi, ''Gazetelerini satmak zorundalar!'' ifadesini kullandı.

La Liga'da son oynadıkları ve 1-0 kazandıkları, deplasmandaki Sporting maçında Pedro'nun attığı golün ofsayt olduğuna ilişkin Madrid basınında çıkan yazıları eleştiren Xavi, ''Ofsayt değildi ve ikinci yarı İbrahimoviç'e bir penaltı vardı ama ondan konuşulmuyor. Olan şu ki, Real Madrid Barca'nın 5 puan altında ve başkent bunu hazmedemiyor'' dedi.

Katalan televizyonuna açıklama yapan Xavi, ''Madrid güçlü bir takım ama bizim felsefemize, takım oyunumuza ve birbirimize bağlılığımıza sahip değil. Ama iyi ve sonucu getirecek futbolcuları, iyi bir defansı var. Yüksek çekler verse de, iyi transferler yaptı. Sonuna kadar şampiyonluk mücadelesi verecekler'' ifadelerini kullandı.

Barcelona'nın diğer kulüplere nazaran ''ekstra bir yanının olduğunu'' savunan Xavi, ''Barca'da oynamak bir öncelik'' diye konuştu.



Burdan sayın Hernandez'e sesleniyorum.Çok ortak yanımız var malumunuz.

" Bizi de çekemiyorlar sayın hernandez " Aziz,Erhan Zilli,Savaş Morlu,Ercan,Hurriyet,Meriç tunca falan.... ;)

not : Selçuk yula'yı da unutmamak lazım pektabi




Neill,Jo,Dos Santos ve transfer dönemi

Transfer dönemi başladığından beri herkesin merakla beklediği haberlerdi transferler.Güzide(!) medyamız yine birden fazla ismi öne sürüyor,taraftarlar heyecanla bekliyordu.Güzide diyorum medyamıza ama onlarda ne yapsın ekmek paralarını anca böyle çıkarabiliyorlar.Patronlar yaz der çalışanlarda uydururlar akıllara gelen isimleri.Bazıları var ki onlara hiç değinmek istemiyorum onlar patronsuz atarlar.

Lig başladığından beri herkesin ortak kanaatiydi bir stoper ihtiyacı.Nitekim transfer çalışmalarıda bu yönde başladı.Stoper transferi için ortaya sayısız isim çıkarıldı,gerek medya gerek internet üzerinde var olan duyumcular tarafından.Duyumcular bir başka alem zaten.Adnan Polat açıklama yapıyor transferi teknik heyet ve sadece üçümüz ( Haldun Üstünel,Murat Yalçındağ ve Adnan Polat ) biliyoruz diye.Buna rağmen her gün bir duyumcu çıkıveriyor ortaya.Bu duyumcular kimin ismini verdi peki ? Bakalım şöyle,Marquez,Godin,Boulahrouz,Grygera,Pablo Velazquez,Kompany,Ricardo Costa ve aklıma gelmeyen daha bir sürü isim.Kim bilir belki biriyle veya birkaçıyla görüşüldü.Günler geçiyor,taraftar arası bir klasik olan gece nöbetleri ard arda geliyordu,beklenen transfer hâla ortalıkta yoktu.Ali Turan hakkında girişimlerimiz de sürüyor tüccar Kayserispor etik ahlak diye diye futbolcusunu köle gibi kullanıyor işi yokuşa sürüyordu.Kendini bilmez birkaç yönetici çıkıp konuşuyor,sonradan da dalga geçtim diyerek kendini savunup aciz konuma düşüyor.Ali Turan'ı da kutlamak gerek-ki her Galatasaray taraftarı kendisini bu cesur duruşundan dolayı şimdiden bağrına bastı-.Bu kararlı duruşu kimse göze alamaz.Kadro dışı kalmak pahasına.


Derken İngiliz medyasında Neill sesleri yükseliyor,Türk basını İngiliz medyasını kaynak göstererek Neil haberlerine geniş yer veriyor.Kısa bir süre sonra resmi siteden Neill'le 1,5 yıllık anlaşma sağlandığı duyruluyor.Beklenen stoper gelmişti,kimisi tatmin olmadı,kimisi beğenmedi ama tam aradığımız adam gelmişti.Geçtiğimiz yaz çok istemiştik,geç oldu ama oldu.

Stoper transferi gerçekleştirilmiş hepimizin bildiği Sercan Yıldırım konusunda gelişmeler hızlanmıştı.Ardı ardına yapılan teklifler Bursaspor yönetimini tatmin etmemiş fiyat 9 milyondan 12 milyona yükselmişti.Galatasaray'ın yaptığı transferlere bakarsak bu parayı ödemeyeceğini kestirmek güç değildi.Keita ve Elano gibi iki isme 7-8 milyon euro veren bir takım Sercan'a 12 milyon euroyu neden versin ki ? O arada Baros'un sakatlığı uzayacağı haberi gelmiş,elde bir tek Nonda kalmıştı.Bu da ister istemez yabancı bir forvet transferini zorunlu kılmaktaydı.Taraftar yine gece nöbetlerine başlamış,günden güne forvet için heyecan artmıştı.Yine basında sayısız isimler yer almış,ortaya ciddi bir şekilde Ruud Van Nistelrooy söylentileri atılmıştı.Kimisi yaşlı dedi kimisi sakat dedi ama ortada bir isim vardı. " Ruud Van Nistelrooy ".Yaşlı diye tabir edilip bu ülkede çok güzel işler yapan futbolcuları hepimiz biliyoruz.Van Nistelrooy'da bu ülkede pekala birşeyler yapabilirdi ama söylentiler ne derece doğru orası muammaydı.



Yine yabancı medyada yükselen bir ses " Jo " diyordu.Ortada bir sürü isim vardı ama Jo sesleri iyiden iyiye yükselmişti.Neill transferinde olduğu gibi kaynak yabancı medyaydı ve aynı durum ortadaydı.Hemen ardından resmi siteden Jo'nun sezon sonuna kiralandığı duyruldu.Herkes seviniyor ama kafalarda bir soru işareti doğuyordu.Neden Kiralık ? Neden kiralık olduğunu ilerleyen günlerde Haldun Üstünel açıklayacaktı zaten.Neill bir yandan Jo bir yandan taraftar beklediği transferlerle gülüyor güzide medyada bu kez Jo'nun aldığı ücret konusuyla takımımızı yıpratma çalışmaları tam gaz devam ediyordu.Bunu da ilerleyen günlerde Haldun Üstünel açıklıyor ve kapağı yerleştiriyordu.Jo transferi güzeldi de ortada iki sorun vardı.Yabancı sınırı ve Jo'nun Avrupa maçlarında oynayamayacak olması.Jo gelmeden önce Linderoth ile sözleşme feshedilip yabancı kontenjanında boşluk yaratılmıştı.Diğer sorunun çözümü yoktu çünkü Jo Manchester City ile Avrupa maçlarına çıkmıştı.Akıllara hemen yeni bir forvet transferi yapılacağı fakat bunun yerli mi yabancı mı olacağı sorusu yerleşmişti.Yerli forvette tek isim Sercan konusu çıkmaza girmişti ve yabancı forvet transferi kaçınılmaz olmuştu.Derken Kewell'ın da sakatlığı uzamış ve transfer artık mecburi olmuştu.



Yine sayısız isim,sayısız duyum ortalarda dolaşıyordu.City'den ayrılmayı kafasına koyan Robinho ve Tottenham'ın İpswich Town'a kiraladığı Rijkaard'ın Barcelona'dan eski öğrencisi Dos Santos gündemdeydi.Robinho ne kadar doğruydu tartışılır ama Dos Santos yerli ve yabancı medyada ağır basıyordu.Dos Santos transferi diğer transferlere göre daha sakin gelişti-taraftar açısından-.Çünkü isim net ve belliydi.İş yine gece nöbetlerine bakıyordu.Ama bu kez öyle olmadı Dos Santos gündüz saatlerinde açıklanmıştı.Dos Santos sezon sonu satış opsiyonlu olarak sezon sonuna kadar kiralanmıştı.Buraya kadar herşey güzel.İlerde de taraftarın kafasını bu kez kim gönderilecek sorusu kurcalamaya başladı.Sakatlığı uzayan taraftarın sevgilisi Harry Kewell ve 2,5 yıl boyunca elinden geleni en iyi şekilde yapan Nonda.Hiç kimse Kewell'ın gönderilmesini istemiyordu,herkesin ortak düşüncesi Nonda'nın gitmesiydi.İkisi de üzücüydü ama Nonda son oynana kupa maçından sonra paramı versinler giderim deyip gitmeye hazır olduğunu hem yönetime hem de taraftara duyuruyordu.Nitekim öyle de oldu.Nonda'nın sözleşmesi karşılıklı olarak feshedildi ve kendisine yaptıklarından dolayı bir plaket verildi.

Yapılan transferler,gelişmeler böyleydi.

Neill,Jo ve Dos Santos'a karşılık giden Nonda,Tobias Linderoth,Serkan Çalık ve Alparslan Erdem.

Aynı zamanda Semih Kaya Gaziantepspor'a,Serdar Eyilik Orduspor'a ve Aydın Yılmaz Eskişehir'e kiralanmıştı.

Ali Turan ise sezon sonunda Galatasaray'lı olacak ve Altay'lı Musa Çağıran yine aynı şekilde sezon sonunda takımımıza katılacak.

Sercan Yıldırım mı ?

" tez gel Sercan "

Kayseri N'oluyor ..?

Kayserispor yönetimi ağızları açık bırakan bir duyuru koydu internet sitelerine :


Değerli futbol kamuoyu,

Yakından bildiğiniz gibi Galatasaray kulübü takım kaptanımız Ali Turan’ı önce ayartmış, sonra konuyu basına sızdırmış ve medyadaki yandaşları ile Kayserispor kulübü üzerinde psikolojik kuşatma oluşturmuştur.

Futbol severler bilmelidir ki; Galatasaray kulübü son yıllarda hiçbir Türk oyuncunun transferini, oyuncular kendi kulübü ile problem yaşamadan gerçekleştirmemiştir.

Transfer zamanının bitmesine bir saat kala geçmişte yaptıkları teklifin bile altında teklif yapmak izah edilemez bir kabalıktır.

İyice anlaşılması gereken konu şudur; kulübümüzün borçlanma yeteneği büyük olmayabilir, ancak oluşturduğu ilkeleri ve duruşu adına parayı yok sayma hatta kaybetme yeteneği yüksektir.

Galatasaray kulübü geçmişte de oyuncumuz Gökhan Ünal’ı bizden koparmak için hiçbir etik kurala uymayan davranış biçimi sergilemiş o günde cevabını almıştır.

Futbolun çıkarları için Kulüpler Birliğinde aynı masa etrafında oturduğumuz Galatasaray Kulübünün Değerli Başkanı Sayın Adnan Polat bilmelidir ki; Kayserispor kulübü bugün duruşunu korumak adına maddi, manevi ve sportif bir bedel ödemek zorunda kalmış gibi görünebilir. Ancak, hiçbir kurala uymayan saldırgan anlayışında bir gün bir bedel ödeyeceği yaşayan Dünya’nın bir gerçeğidir.

Son sözümüz şudur,
Galatasaray kulübünü yönetenler bu açıklamayı, koskoca Galatasaray camiasına karşı yapılmış olarak göstermeye çalışmasınlar. Bu açıklama, yüzyıllık kulübü erdemler ve ilkelerle büyütenlere karşı değildir. Bu açıklama Galatasaray Kulübünü bugün yönetenleredir.



Tolunay Kafkas ile uzun vadeli bir yapılanma sürecine giren , bu sürecide şu ana kadar başarıyla götürdüğünü gözlemlediğim Kayserispor nasıl yönetiliyor derseniz cevabı üstte.

Resmi siteye koyulan ; Uygunsuz ifadelerle , bırakın Türkiye'nin en büyük camiasını , direk olarak şahısları hedef alan bir üslupla yapılan bu açıklama ahlaksızca olmuş.

Zaten bu yönetimin ne kadar ahlaklı , sözünün eri olduğu ortada.




Bir kaç yıl önce belediye binalarına,kalelere asılan , S-A-T-M-A-Y-A-C-A-Ğ-I-Z , yok yıldızlar Kayseride kaldı diye bağıran , çığıran , yırtınan yönetimin an itibariyle düştükleri konum sadece komik .

Keyifle izliyoruz efenim.

Lincoln Dayımıza Bol Şans

Ulan takıma geldin,millet delirdi Fener'in kocası geliyo hesabı,oynadın bişeyler yaptın millet yine delirdi bu sene biz Fener'e zımbalarız..Sonrasında sakatlık felan oldu sanırım durdun.E millette durdu Lincoln köfte çıktı düşüncesi (?)..Her neyse ikinci sezonun geldi bombaydın oğlum,bu sefer harbi döktürdün,döktürdün ama çıkan haberlerden belliydi disiplinsiz lavuk olduğun..Baroş'la on numarada anlaşıyodun,hele ki bir Beşiktaş maçı var..Neyse iyi zamanlarını hatırlamak istemem..

Şimdi nerden çıktı durduk yere Lincoln mevzusu diyeceksiniz.Lincoln dayımız,Milliyet'in haberine göre Botafogo yollarını tutmuş,bugün imazalıyomuş..Bende bu vesile ile dayımıza bol şans demek istedim çünkü,buna ihtiyacı olacak...

E Lincoln gitti..Galatasaray'lılar bu adamı unutmayacaktır.Ben unutucam!
Bana Lincoln'den bahsedilecek,ben ondan şöyle bahsedicem ;


Evet Lincoln,hayalimdir,şöyle bi cipim olsa...

Hobaleeeeyyy ! | Baros geliyor Baros...




Baros sağlam bir şekilde dönerse , Jo'nun durumu ne olur bilmiyorum zira iki oyuncuda uzun süre yedek kalmayı sorun edebilecek isimler.

Bu iki isim rotasyonun neresinde olacak , büyük bir merakla izliyoruz " efenim ".

Fenerbahçe derbisinde Emre Belözoğlu'nun darbesiyle sakatlanan Milan Baros'tan müjde...
Sol ayak tarak kemiğindeki kırık nedeniyle iki kez ameliyat olan ve platin taktıran Çek futbolcunun 20 gün sonra koşulara başlayabileceği öğrenildi.

Galatasaray, Atletico Madrid’i geçerse, Baros sonraki turlarda forma giyebilecek.

Sporx.Com

Ömer Baba'da Rakıcı Çıktı !

İyi ki Doğdun Taçsız Kral






Efsane nedir? Kulaktan kulağa aktarılıp, kuşaklar boyunca yaşayan anlatı. Lakin efsaneyi masalla karıştırmamak gerekir. Masal, hiç olmamış ya da olması mümkün olmayandır. Oysa efsanelerde anlatılanlar gerçekten olmuş kabul edilir. Abartılır, hayal gücü, doğa üstü olaylar, özlemler, dilekler de işin içine sokulur anlatma sırası gelen her ağızla ama efsane öyle ya da böyle, bir gerçekliktir...
Bu topraklarda topa heves etmiş çocuklar için bir efsanedir o. 'Galatasaraylıymış', 'golcüymüş', 'hep gol kralı olurmuş', 'bir keresinde öyle bir vurmuş ki topa, ağları yırtmış', 'top gelsin de vurayım' diye beklermiş havaya sıçrayıp, yere düşmeden', 'kimseye kasıtlı tekme attığı, hakeme itiraz ettiği görülmemiş'... Rivayet odur ki; onun gibi bir golcü ne gelmiştir, ne de gelecektir bu memlekete. Ve çocuklar elbette kendi kendilerine uydurmazlar bu lafları; büyüklerinden duyduklarını tekrarlamaktadırlar!
Onu bilen, sahada görebilen herkesin, ayrı bir hatıratı vardır ona dair. Kimi efendiliğinden bahseder, kimi kariyerindeki tek kırmızı kartı gördüğü Fenerbahçe maçından. Kimi sevgilisi uğruna İstanbul'daki kamptan 'berbere gidiyorum' diye çıkıp İzmir'e kaçışından, kimi aynı kızın-ki artık karısı olmuştur!-"Ya Galatasaray ya ben" restini 'Galatasaray' şeklinde görüşünden. Kimi Damlacıkspor'dan, Yün Mensucat'a oradan İzmirspor'a geçen mahcup ama her şekilde gol atan delikanlıdan, kimi 'pembesiyahlı' Palermo macerasını oldukça kısa kesen 'Taçsız Kral' filminin başrol oyuncusundan
Şurası kesin; Metin Oktay'ı 'efsane' yapan 10 defa gol kralı olması, attığı 608 gol, kazandığı kupalar, şampiyonluklar değil sadece. İşini bir tür 'futbol romantizmi' içinde yapması; futbolculuğun, şöhretin, paranın nasıl gelip nasıl geçtiğini iyi kavramış olması. Sözün özü, Göztepe'nin Galatasaray'a karşı kazandığı bir kupa maçı bitiminde, maçta kendisini tutan ve 'adım attırmayan' 18 yaşındaki Özer'in, "Metin abi, sizin bir hayranınızım. Ne olur benimle bir resim çektirir misin?" sorusuna, "Sen benimle değil, ben seninle fotoğraf çektiriyorum, çünkü maçın kahramanı sizsiniz" diye cevap verecek kadar mütevazılığıyla; 10 numarasıyla; jübilesinde kısa süreliğine sembolik de olsa Fenerbahçe formasını giymesiyle (aynı maçta Can Bartu da Galatasaray forması giymiştir); adına yapılan şarkıyla (1966-şevket Uğurluer, "Metin Geliyor Metin"); halihazırda 40 yaş civarındaki 'Metinlerin' isimlerine kaynaklık yapmasıyla; futbolu bırakmasıyla birlikte bir çok kimsenin tribünleri terk etmesiyle (örnek: Memet Fuat!); 'gönülçelen' yakışıklılığıyla; her daim mütebessim ifadesiyle... Bir 'gerçek efsanedir' o.
'Yaş durumundan' dolayı, on bir yıl önce, 13 Eylül 1991'de Boğaz köprüsünde geçirdiği bir trafik kazasında hayatını kaybeden Metin Oktay'ı seyretmem olanaksızdı. Oysa ne çok isterdim. Ama ben de dilim döndüğünce anlatacağım onu benden sonrakilere. Çünkü farkındayım; efsaneler ölmüyor, büyüyor! Ve rivayet odur ki; onun gibisi ne gelmiştir, ne de gelecektir..

KIVANÇ KOÇAK